top of page

COP28 UAE Çıktıkları Üzerine “Türkiye İçin” İklim Değişikliği Değerlendirme Buluşması

SONUÇ BİLDİRİSİ
21 ARALIK 2023 - İSTANBUL

SÜRDÜRÜLEBİLİR LOGO_edited.png

AÇILIŞ

COP28 UAE Çıktıkları üzerine “Türkiye İçin” İklim Değişikliği Değerlendirme Buluşması, Agro TV düzenleyiciliğinde İklimBU ev sahipliğinde Yuvam dünya düzenleyici partnerliğinde; Arkhe innovate, Esmiyor, CarbonGate ve Ajans Fu destekleyici partlerliğinde 21 Aralık 2023 tarihinde Boğaziçi Üniversitesi Albert Long Hall binasında gerçekleşti. Buluşmanın sürdürülebilirlik politikalarına destek veren ve buluşmada Exclusive Partner olarak yer alan ARC Water Technologies ve YANMAR Turkey buluşmanın daha geniş bir kitleye ulaşmasına önemli katkılarda bulundular.

COP28 çıktılarının ve bu çıktıların Türkiye'ye yansımasının değerlendirildiği buluşmada gerek kamu, gerek özel sektör, gerek sivil toplum, gerekse de gençlik temsilcilerinin konuşmacılığı ile geniş kapsamlı bir görüş birliği oluşturuldu. Agro TV’nin düzenleyici basın kurumu olarak yer aldığı zirve, Agro TV ekranlarında ve sosyal medya hesaplarında gün boyu canlı olarak yayınlandı.

“Agro TV olarak; “Bilgi paylaştıkça çoğalır” sloganı ile düzenlediğimiz bu zirve ile Türkiye'nin dört bir yanındaki üniversitelerden akademisyen ve öğrenciler, özel sektör temsilcileri, sivil toplum temsilcileri ile 450’nin üzerinde katılımcıyı bir araya getirmiş; iklim değişikliği ve dünyanın daha yaşanılır bir yer olması için ortak kaygılara sahip bireyler için bir arada bulunma, bilgi akışı sağlama adına bir çatı oluşturmuş olduk. COP 28 zirvesindeki temsiliyetimiz, sektörel birleştiriciliğimiz ve gezegenimizi bir bütün olarak ele alan kapsayıcı vizyonumuz ile sadece tarım odaklı bir kanal değil iklim değişikliği, sürdürülebilirlik gibi gezegenimizin ortak dertlerini de dert edinmiş olduğumuzu ortaya koyduk. Sürekliliği esas alan ve geleceğe odaklı tutumumuz ile hali hazırda ev sahibi sayılabileceğimiz Azerbaycan’da düzenlenecek COP29 için de hazırlıklarımıza şimdiden başlamış olduğumuzu belirtebiliriz” ifadeleriyle açılış konuşmasını yapan Agro TV Türkiye ve Azerbaycan CEO’su Doğan Başaran buluşma destekçilerine de başta İklimBU Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz olmak üzere tek tek teşekkür etti.

 

Açılış konuşmalarında COP28 sürecinin detaylı değerlendiren İklimBU Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz; “COP28’den neler bekliyorduk neler elde ettik başlıklı konuşmasında COP28in farklı taraflarda farklı sonuçlar yarattığını ve COP29’un yaratabileceği çıktıların bugünden öngörülebilir bazı tartışmaları beraberinde getirdiğini ifade etti. Özellikle petrol kaynakları ve COP süreçlerinin birbirini takip etmesini bir “panayır” alanına benzeten Kurnaz “Kötümser” olmak istemediğini ancak durumun çok da iç acıcı ilerleyemediğini sözlerine ekledi.

GÜVEN İSLAMOĞLU; “İKLİM KRİZİNDEN ÖNCE SON ÇIKIŞ”

 

İklim değişikliğinin bugün geldiğimiz noktada umutsuzluğa sürüklenen bir boyutta olduğunu ve maalesef krizden önce son çıkışı kaçırmak üzere olduğumuzu ifade eden Güven İslamoğlu COP28’i bile görmenin hala mucizelere inanların varlığının altını çizdi. Ancak bu umutlu tablonun altında halen daha doğru anlaşılamayan bir yığın sürecin yönetildiğini sözlerine ekleyen İslamoğlu; iklim değişikliğinin temelinde tüketim biçimlerinin değişmesi gerektiğini ve bu tüketim ürünlerinin üretim biçimlerinin değişmesinin şart olduğunu ifade etti. İklim göçlerinin yaratabileceği sorunlara da dikkat çeken İslamoğlu; “suyun en önemli” başlık olarak yakın zamanda karşımıza çıkacağını da sözlerine ekledi.

SÜRDÜRÜLEBİLİR LOGO_edited.png

COP 28 ÇIKTILARI İLE İKLİM, SU VE TARIM PANELİ

Bloomberg HT Tarım Editörü İrfan Donat moderatörlüğünde gerçekleşen panelde Güneş Enerjisi Sanayicileri ve Endüstri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Tolga Murat Özdemir, Yanmar Türkiye Tarım İş Kolu ve İş Geliştirme Müdürü Murat Balkanlar ve ARC Water Technologies Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO'su Alkan Canbay panelist olarak yer aldı. 

Tolga Murat Özdemir; dünya genelinde yenilenebilir enerjiye olan ihtiyacı vurgulayarak, güneş ve rüzgar enerjisinin elektrik üretimindeki payının artırılması gerektiğini belirtti. Türkiye'nin bu alandaki hedeflerine ve mevcut durumuna değindi. Ayrıca, tarım ve enerji üretimi arasındaki ilişkiye dikkat çekerek, tarım arazilerinde güneş enerjisi kullanımının önemini vurguladı.

“Dünya genelinde yenilenebilir enerji türlerinin elektrik üretimindeki payının artırılması gerekiyor. İklim değişikliğiyle mücadelede güneş ve rüzgar enerjisi gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının önemi büyük.  Tarım arazilerinde güneş enerjisi kullanımı hem tarım verimliliğini artırabilir hem de enerji üretimine katkı sağlayabilir.  Dünya genelinde ise enerji üretiminin karbon emisyonları üzerindeki etkisi yadsınamaz. Dolayısıyla yenilenebilir enerji kaynaklarına geçmeye ve bu geçişi ekonomik büyümeyle desteklemeye ihtiyacımız var”.

Murat Balkanlar ise tarım sektöründeki iklim değişikliğinin etkilerinden bahsetti. Çiftçilerin girdi maliyetlerini ve yenilenebilir enerjiye geçişin zorluklarına konuşmasında yer verdi. Yanmar'ın yenilenebilir enerjiye ve sürdürülebilir teknolojilere yönelik çalışmalarını paylaşan Balkanlar; Gıda üretimi ve iklim değişikliği arasında çok boyutlu bir ilişki var. Artan nüfus ve değişen iklimsel koşullar ile tarım sektöründe pek çok değişim yaşanıyor. Bu noktada tarımsal operasyonlarda fosil yakıt kullanımını ve karbon emisyonunu sıfırlamak gerekli. Bu noktada Elektrikli traktör önemli bir aktör. Ancak elektrikli traktörlerde şu anki teknoloji ile karşılaşılan zorlukları aşmamız gerek. Hem tarım teknolojilerinin geliştirilmesi hem de çevresel etkilerin azaltılması gerekiyor” ifadeleriyle konuşmasını sonlandırdı.

Alkan Canbay su yönetimi ve arıtma konularında Türkiye'nin durumunu ele aldığı konuşmasında; Müsilaj sorununun nedenlerine ve suyun önemine değindi. Su kaynaklarının korunması ve suyun sürdürülebilir kullanımı üzerine görüşlerini paylaştı.

“İklim değişikliği, artan talep, yanlış uygulamalar gibi sebeplerden ötürü su kaynaklarımızın geleceği tehlikede. Su, dünyadaki tüm canlılar için hayati bir kaynak. Su kaynakları üzerinde yaşanan uluslararası gerilimlerin ciddiyetini dünyanın pek çok yerinde görmek mümkün. 

Türkiye su kaynakları konusunda zengin bir ülke değil. Mevcut su kaynaklarımızın yönetiminde ciddi zorluklarla karşı karşıyayız. Su arıtma teknolojilerinin ve yönetim politikalarının bu noktadaki önemi büyük. Atık su arıtımı ve geri kazanımı su kaynaklarımızı korumada büyük rol oynuyor” ifadeleriyle Canbay su ve su yönetim politikalarının altını çizdi.

SÜRDÜRÜLEBİLİR LOGO_edited.png

 YUVAM DÜNYA: “BİZİM HİKAYEMİZ” PANELİ 

Yuvam Dünya Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Emir Medina moderatörlüğünde gerçekleşen panelde İklim krizi sadece bir "hikaye" değil, gerçek ve acil bir sorudur başlığı ön plana çıkarken Birinci oturumda COP28 toplantılarında tartışılan konular ve bu konularda alınan kararların uygulamaya nasıl geçirileceği konuşuldu. İklim krizi konusundaki toplumsal bilincin artırılması ve bu küresel sorunla mücadelede atılacak adımların tartışılması bu oturumun odak noktasıydı. 

Yuvam Dünya Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Emir Medina , toplumun farklı kesimlerinden insanları bir araya getiren etkinliğin önemini belirtirken, iklim değişikliğiyle mücadelede medyanın rolüne dikkat çekti.  Medyanın bu anlamdaki rolünün hafife alınmasının ve iklim değişikliğinin kitle iletişim araçlarında kendine gereken yeri bulamamasının krizin ciddiyetini anlamada ve gerekli önlemleri alma konusunda halk arasında farkındalık yaratmada bir engel teşkil ettiğini ifade etti.

Prof. Dr. Levent Kurnaz, COP 28 kararlarının topluma doğru bir şekilde nasıl anlatılması gerektiği üzerine düşüncelerini paylaştı. İklim değişikliğiyle mücadelede liderliğin ve toplumsal etkinin önemini vurguladı. Bu noktada, toplumu harekete geçirecek ve gelecek nesillerin bu sorunla başa çıkabilmesi için gerekli bilgi ve araçları sağlayacak politik ve sosyal liderlere ihtiyaç duyulduğunu belirtti. 

“Toplum genelinde iklim değişikliğinin kötü olduğunu ve acil eylem gerektirdiğini kabul edilmekte fakat sürdürülebilir kalkınma hedefleri konusunda öğrenmeye ve öğretmeye ihtiyaç vardır. Bu durum, iklim krizi ile mücadelede etkin çabaların önündeki engellerden biridir. İnsanların geleceğe yönelik kısa vadeli düşünme eğiliminde ve bu durumun uzun vadeli iklim hedeflerini zorlaştırmakta. Toplumun geleceği daha uzun vadeli olarak görmesi ve iklim değişikliğiyle mücadelede proaktif ve sürdürülebilir bir yaklaşım benimsemesi gerekiyor. Bu süreçte bilim ve eğitimin önemli roller oynuyor. Gençlerin ve gelecek nesillerin bu konuda bilinçlendirilmesi ve eğitilmesi kritik. Toplumun geleceği ile ilgili kapsamlı ve sürdürülebilir bir planlamaya ve uzun vadeli düşünce yapısına ihtiyacımız var. Ancak bu şekilde iklim değişikliğine karşı daha etkili bir mücadele yürütülebiliriz” ifadelerine yer verdi.

Koton Yönetim Kurulu Üyesi Gülden Yılmaz, şirketinin sürdürülebilirlik stratejilerini ve bu stratejilerin nasıl hayata geçirildiğini anlattı. Sürdürülebilir materyal kullanımı, üretim süreçlerinin iyileştirilmesi, atıkların azaltılması ve tedarik zincirinin yerelleştirilmesinin önemini vurguladı . Ayrıca, tüketici bilincinin ve talebinin değişimin önemli bir parçası olduğunu ve şirket politikalarının bu değişimle uyum içinde olması gerektiğini ifade etti. 

Moda sektörünün iklim değişikliğine daha duyarlı hale gelmesi için geçirmesi gereken dönüşüm, hızlı tüketim alışkanlıklarının gözden geçirilmesi ve kaynakların daha bilinçli kullanılmasını içermekte. Özellikle pamuk üretimi ve işlenmesinde sürdürülebilir metodlar kullanılmasının kritik önem taşımaktadır. Pamuk üretiminde su tüketiminin azaltılması, daha az kimyasal kullanılması ve tarım pratiğinin iyileştirilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda, sürdürülebilir pamuk inisiyatiflerine katılım, sektöre öncülük etme anlamında önemlidir. Tedarik zincirinde yerel kaynaklardan yararlanma ve esnek üretim yöntemleri ile mevsimsel değişikliklere hızlı yanıt verme yeteneği, şirketin stratejilerinde kendine yer bulmalıdır. Bu sayede, mevsimlerin giderek değişen doğasına ve tüketici taleplerine hızlıca uyum konusunda önemli bir adım atılmış olur.

Galata Wind Genel Müdür Yardımcısı Ali Gürpınar, rüzgar ve güneş enerjisi kullanımının arttırılmasının yanı sıra, bu kaynakların enerji şebekesi içinde dengeli bir şekilde entegrasyonunun önemine değindi. Yenilenebilir enerji üretiminin teknik zorluklarından ve bu zorlukların aşılmasına yönelik potansiyel çözümlerden bahsetti.

“Türkiye'nin yenilenebilir enerji kaynaklarından elde edilen enerjinin oranını artırmak için belirli hedefler koydu, ancak bu hedeflere ulaşmak için hem toplumsal farkındalığın artırılması hem de uygun finansman ve regülasyonların sağlanması gerekiyor. Özellikle toplumsal farkındalığın ve talebin yükselmesi, yenilenebilir enerji kullanımının artırılmasında kritik öneme sahip. Yenilenebilir enerji kaynaklarının sürdürülebilir ve dengeli bir enerji şebekesine entegre edilmesi ise büyük rol oynayan bir başka konu. Enerji üretiminin yanı sıra, enerji tüketiminin yönetimi konusunda da bireylerin ve toplumun sorumluluğu olduğunu, herkesin kendi tüketim alışkanlıklarını gözden geçirmesi ve daha sürdürülebilir seçimler yapması gerektiği aşikar. Toplumsal bilincin artması ve bireysel katkıların yanı sıra, hükümetin ve regülatörlerin de destekleyici politikalarla bu süreci hızlandırması gerekiyor” sözleriyle konuşmasına son verdi.

SÜRDÜRÜLEBİLİR LOGO_edited.png

İKLİM KRİZİ BİZİ AÇ BIRAKACAK - ZİRAAT YÜKSEK MÜHENDİSİ MUSTAFA KUTLU

Mustafa Kutlu, konuşmasına iklim değişikliğinin tarımsal üretim üzerindeki etkilerine değinerek konuşmasına başladı. İklim değişikliğinin tarımda nasıl bir tablo oluşturduğunu ve bu konunun gelecekte ne gibi sorunlar doğurabileceğini tartışmada Kutlu, tarımın insanlığı besleme görevindeki önemini vurguladı. Pandemi sürecinde sağlığın yanı sıra tarımın da ne kadar hayati olduğunu fark ettiklerini söyledi. Her yediğimiz ve giydiğimiz şeyde tarımın izlerinin olduğunu ifade etti.

Tarımsal üretimde iklim değişikliğinin getirdiği zorlukları anlattı. Özellikle toprak kaybı ve birim alandan maksimum verim alma çabası gibi konularda iklim değişikliğinin yarattığı problemleri dile getirdi. Gıda yetmezliği, su savaşları ve yakın gelecekte başlayacak gıda savaşlarına değindi.

Kutlu, Türkiye'nin tarım alanında karşılaştığı özel sorunlara değindi. Toprağın kalitesinin düşük olduğunu ve bu durumun tarımsal üretimi olumsuz etkilediğini belirtti. Türkiye'nin iklim özelliklerinin tarımsal üretimi nasıl etkilediğine dair örnekler verdi.

Türkiye'deki genç nüfusun tarımdan uzaklaşmasından ve köylerin boşalmasından bahsetti. Gençlerin tarımda gelecek göremediklerini ve şehirlere göç ettiklerini ifade etti. Ayrıca, iklim değişikliğinin tarımdaki etkilerinin gelecek nesilleri nasıl etkileyeceğine dikkat çekti.

Tarımda yapılması gerekenler üzerine önerilerde bulundu. Damla sulama gibi su tasarrufu sağlayan yöntemlerin önemini vurguladı. Türkiye'nin tarım politikalarını ve uygulamalarını gözden geçirmesi gerektiğini belirtti.

SÜRDÜRÜLEBİLİR LOGO_edited.png

COP28 “BU TOPYEKÜN BİR MÜCADELE” PANELİ

Gazeteci ve Ekonomist Meliha Okur’un moderasyonunu üstlendiği oturumda COP28 çıktıları ve gelecek yıllara yansımaları topyekûn bir başlık olarak değerlendirildi.

Derin Altan: İklim değişikliği konusunda toplumsal farkındalık yaratma amacıyla "Esmiyor"u kuran Derin Altan Bu girişimin, iklim değişikliği konusunda geniş bir kitleye ulaşmayı ve bu konudaki bilinci artırmayı hedeflediğini vurguladı. "Esmiyor"un, iklim değişikliği konusunda bilgilendirici içerikler sunarak, insanları bu global sorun konusunda bilinçlendirmeyi ve eyleme geçmeye teşvik etmeyi amaçladığını ifade etti. Altan, iklim değişikliğinin sadece çevresel bir sorun olmadığını, aynı zamanda ekonomik, sosyal ve politik boyutları da olduğunu belirtti. Türkiye'nin ve dünyanın bu kompleks sorun karşısında kapsamlı ve çok boyutlu stratejiler geliştirmesi gerektiğini vurguladı. Türkiye'nin iklim değişikliğiyle mücadelede uluslararası alanda daha aktif ve sorumlu bir rol üstlenmesi gerektiğini, bu konuda ulusal politikaların ve uluslararası iş birliklerinin önemini vurguladı.

“Hepimiz aynı atmosferin altındayız. Gezegenimizin soruları, üzerinde iklim değişikliği konusunda her bireyin ve kurumun sorumluluk alması gerekiyor, bu global soruna karşı harekete geçmeye ve yenilikçi çözümler üretmeye mecburuz. Aynı zamanda bu konuda proaktif ve yenilikçi çözümler geliştirmeye ihtiyacımız var” ifadelerine yer verdi.

Fransız Kalkınma Ajansı İklim ve Çevre proje yöneticisi Zeren Erik, Türkiye'nin iklim politikaları ve finansman yönetimi üzerine değerlendirmelerde bulundu. Erik, Türkiye'nin uluslararası iklim finansmanı alanında daha aktif rol alabileceğini ve bu süreçte uygulanan politikaların önemini vurgularken;

“Türkiye'nin uluslararası iklim finansmanından etkin bir şekilde yararlanması gerekiyor ve bu konuda daha stratejik hareket etmek gerek. İklim, yenilenebilir enerji ve doğa koruma faaliyetlerine odaklanmak Türkiye için hem çevresel hem de ekonomik faydalar sağlayacaktır.Yenilenebilir enerji yatırımları ve çevre koruma projelerinin finansmanında uluslararası kaynakların önemini vurgulamak gerek. Türkiye bu kaynaklardan daha etkin yararlanma yollarını araştırmalı” sözleriyle konuşmasında önemli noktaları vurguladı.

Genç bir girişimci olan, CarbonGate Şirketinin CEO’su Okan Dursun, iklim değişikliğine teknolojik çözümler ürettiğini belirtti. Türkiye'nin iklim değişikliğiyle mücadelede genç girişimcilerin önemini vurgulayarak, bu alanda yapılan çalışmaların önemini ve etkisini anlattı.

İklim değişikliğiyle mücadelede teknoloji tabanlı çözümlerin önemi büyük. Bireylerin ve kurumların karbon ayak izlerini ölçmesi ve dünya üzerinde bıraktığımız ize dair bilinçlenmeye ve bilinçlendirmeye ihtiyacımız var.  Bu konuda daha fazla yenilikçi ve sürdürülebilir yaklaşımlar benimsenmesi gerekiyor. Genç girişimciler ise iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir rol oynuyor ve gençlerin enerji, yenilikçilik ve yeni teknolojiler konusundaki tutkuları bu global sorunun üstesinden gelmede karar alıcılara ilham olmalı. 

CAN- Europe Türkiye İklim ve Enerji Politikaları Koordinatörü Özlem Katısöz, sivil toplum kuruluşlarının iklim değişikliği mücadelesindeki rolünü ön plana çıkardı. Türkiye'de ve genel olarak dünyada iklim değişikliğiyle mücadelede sivil hareketlerin kritik öneme sahip olduğunu vurguladı.

“Türkiye'de ve dünya genelinde sivil toplum ve sivil inisiyatifler; iklim değişikliği politikalarının oluşturulma süreçleri üzerinde kritik öneme sahiptir.  Örneğin termik santral direnişleri ve çevresel koruma faaliyetlerinde sivil toplum önemli bir rol oynar. Türkiye’de sürdürülebilir ve çevre dostu politikaların hayata geçirilmesi önem arz ediyor. İklim değişikliğiyle mücadelede herkese sorumluluk düşüyor ve bu konuda kolektif bir çabaya ihtiyacımız var. Bireylerden, hükümetlere kadar herkesin bu konuda üzerine düşen görevi yerine getirmesi gerekiyor” sözleriyle sivil toplumun öneminin altını bir kez daha çizdi.

EKOIQ Genel Yayın Yönetmeni Dr. Barış Doğru, Türkiye'nin iklim politikalarında daha şeffaf ve etkin olması gerektiğine dikkat çekti. Eko Genel Yayın Yönetmeni olarak, medyanın bu konudaki rolünün altını çizdi ve Türkiye'nin iklim değişikliği konusunda uluslararası taahhütlerine uygun hareket etmesi gerektiğini belirtti.

“İklim eyleminde sürdürülebilirlik ve çevre bilincinin artırılması bu alanda omuz omuza vermiş medya kuruluşlarının ana gayelerinden biri. Toplumun her kesiminde bu konuda farkındalığın artırılmasına ihtiyacımız var. Gençlerin ve eğitim kurumlarının da bu konuda aktif rol alması gerekiyor” ifadesiyle farkındalığın altını çizdi.

KUTUPLAR EKSENİNDE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ - PROF. DR. BURCU ÖZSOY

TÜBİTAK MAM İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlik Başkan Yardımcısı ve Kutup Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Burcu Özsoy, iklim değişikliğinin gözle görülen felaketlerinin ötesinde, kutuplardaki değişimlerin dünya iklimi üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Prof. Dr. Özsoy, kutuplardaki değişimlerin ve buzulların erimesinin, küresel iklim üzerindeki etkilerini aktardı. Özellikle, Arktik Okyanusu'ndaki buzulların erimesi ve bu erimenin atmosferdeki ısı dengesi üzerindeki etkilerine değindi. Ayrıca, bu değişimlerin ekstrem hava olaylarının artmasına neden olduğunu sözlerine ekledi. 

Prof. Dr. Özsoy, kutuplardaki buzulların, dünya ikliminin anlaşılmasında kritik bir rol oynadığını vurguladı. Buzulların dünya tarihine dair önemli bilgiler içerdiğini ve bu bilgilerin iklim değişikliğinin anlaşılması için hayati olduğunu ifade etti. Özsoy, iklim değişikliğiyle mücadelede bilim insanlarının önerilerine daha fazla önem verilmesi gerektiğini ve küresel ısınmanın olumsuz etkilerinin azaltılması için acil eylem çağrısında bulundu. Ayrıca, TÜBİTAK tarafından desteklenen kutup araştırmalarına ve bu araştırmaların önemine değindi. 

COP 28: KAÇIRILAN İMKANLAR - KAHRAMAN HALİSÇELİK

Çelik, konuşmasında dünyanın çevresel kirlilik ve iklim değişikliği konusunda karşı karşıya olduğu zorluklara dikkat çekti. İklim değişikliğine en çok katkıda bulunan ülkelerin Çin, ABD, Hindistan, Rusya ve diğer büyük endüstriyel ülkeler olduğunu belirtti. Ayrıca, doğal felaketlerden en çok etkilenen ülkelerin büyük oranda gelişmekte olan ve yoksul ülkeler olduğunu vurguladı.

Çelik, “iklim değişikliğiyle mücadelede üç önemli boyutu vurguluyor. Bunlar: ülkeler arası adalet, özel sektörün adaleti ve bireylerin gezegene karşı sorumluluğu. Vurguladığı ana nokta, bireylerin, şirketlerin ve devletlerin kendi çıkarları yerine vicdanlarıyla hareket etmesi gerektiği yönünde. Bu şekilde gezegene zarar vermemek ve iklim değişikliğiyle mücadelede etkili olmak mümkün olabilir”.

Çelik, iklim değişikliğiyle mücadelede bireylerin alabileceği aksiyonları basit ama etkili adımlar olarak tanımlarken, su kullanımını azaltmak, kâğıt israfını önlemek ve çevreye zarar vermemek gibi davranışlar önemini vurguladı.

“Ayrıca, iklim değişikliğiyle mücadelede uluslararası toplumun, hükümetlerin ve özel sektörün vicdanlı ve sorumlu yaklaşımlar benimsemesi gerektiğini belirtiyor. Bu yaklaşım, yalnızca kendi çıkarlarını değil, tüm insanlığın ve gezegenin iyiliğini düşünmeyi içeriyor” ifadeleriyle sözlerine son verdi.

GEREKLİLİK VE FIRSAT ALANI OLARAK İKLİM TEKNOLOJİLERİ- ALPER GÜVEN

Alper Güven iklim krizinin neden olduğu zorlukları ve bunların ekonomik yansımalarını ele aldığı konuşmasında Avrupa'nın Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması gibi yeni yasal değişikliklerin, küresel ekonomide yeşil dönüşümü hızlandırdığına dikkat çekti.  Bu değişikliklerin hem maliyet oluşturabileceğini hem de yeni fırsatlar yaratabileceğini vurguladı. 

Güven, iklim teknolojilerinin üç ana kategorisini açıkladı: yenilenebilir enerji veya karbon yakalama teknolojileri, iklim değişikliğine uyum sağlayan teknolojiler ve karbon hesaplama ve yönetimi teknolojileri. Özellikle, son on yılda iklim teknolojileri start-up’larına yapılan yatırımların 25 kat arttığını ve bu alandaki şirketlerin toplam değerinin 60 kat artarak 2,6 trilyon dolara ulaştığını belirtti.  Güven, Türkiye'nin bu alandaki potansiyeline dikkat çekti ve Türkiye'nin bu gelişmelerde aktif bir rol alabileceğini vurguladı. 

SÜRDÜRÜLEBİLİR LOGO_edited.png

COP 28 “SÖYLEYECEK ÇOK SÖZÜMÜZ VAR” PANELİ 

İstanbul Gelişim Üniversitesi'nden Dr. Öğr. Üyesi Özlem Tuğçe Keleş'in moderatörlüğünde gerçekleşen panelde Özyeğin Üniversitesi'nden Emre Yiğit Ay, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa'dan Fatmanur Tosun, Hacettepe Üniversitesi'nden Elif Ayhan, Boğaziçi Üniversitesi’nden Ecem Ocüşler ve Yuvam Dünya Derneği'nden Kübra Güler Dağtekin Dubaide yaşananları gençlerin gözünden aktardılar. 

Emre Yiğit Ay, konferansta karşılaştığı aşırıya kaçan lüksü vurguladı ve bu durumu görgüsüzlük olarak nitelendirdi.  Tüketim alışkanlıklarının değişmesi gerektiğini vurguladı. Gelecek COP’larda gençlerin uluslararası platformlarda daha aktif rol almaları gerektiğini ifade etti. 

Fatmanur Tosun, genç katılımının öneminden ve oradaki genç aktivistlerle olan etkileşimlerinden söz etti. Yerel ve uluslararası düzeyde gençlik katılımının artması gerektiğini belirtti. 

Elif Ayhan, iklim elçileri projesinin uluslararası platformlarda tanıtılmasının önemini vurguladı.  Gençlerin sorumluluk alması ve çözüm süreçlerine aktif katılımı üzerine vurgu yaptı. 

Ecem Ocüşler, Dubai'deki konferansın gösterişli yapısını eleştirdi ve insanların özdeki güzelliklerini görmekten uzaklaştığını dile getirdi. Bireylerin doğru tüketim alışkanlıklarını benimsemesi için güzellikten keyif alınabilmesinin önemini vurguladı.

Kübra Güler Dağtekin ise, iletişimin ve iklim eyleminde hikaye anlatıcılığının önemine değindi, iklim değişikliği konusunda farkındalığın ve çözüm süreçlerine katılımın artması gerektiğini vurguladı. 

Son olarak, panelistler gelecek yıl için umutlu olduklarını ve aktif katılımın devam etmesi gerektiğini ifade edilen panel iklim değişikliğiyle mücadelede gençlerin rolünün önemini ve bu konudaki etkinliklerin artmasının gerekliliğini vurgulayarak sona erdi.

LCOY RAPORU NEDEN ÖNEMLİ? -MELİSA AKKUŞ - GENÇLİK KÜRSÜSÜ

İnisiyatif alan bir iklim öncüsü olduğunu ifade ederek başladığı konuşmasında yapılan konuşmalara referans vererek gençlerin haklarının ve mücadelesinin iklim değişikliğine farkındalık yaratmada ne kadar önemli olduğunun altını çizdi. İklim değişikliği ifadesinin bir değişiklik değil bir kriz olduğunu ifade eden Akkuş; kuraklık, yıkımlar ve gelecek kaygısının her geçen gün daha önemli hale geldiğini tekrar değerlendirdi. Sosyal adaletin gelecek yıllarda çok daha önemli hale geleceğini sözlerine ekleyen Akkuş geleceğin ancak gençlere verilen önem ile var olabileceğini ve bunu her zaman savunacaklarının sözünü vererek konuşmasına son verdi.

UMUDUMUZ VAR-SEREN ANAÇOĞLU- GENÇLİK KÜRSÜSÜ

Geçtiğimiz yıl “1.5 dereceyi aşarsak kopar kıyamet” konuşmasına atıfta bulunarak başladığı konuşmasında iklim politikalarının ve gençlerin bir arada çalışmak zorunda olduğunu ve bunun bir mücadele alanı olduğunun altını çizen Anaçoğlu; Türkiye’nin hedeflerden sapması ile ilgili endişelerini verilerle beraber paylaştı. Gelecek yıllarda Türkiye’nin kayıp ve zarar fonunu hakkında daha adil çözümlerle masada yer alması gerektiğini ifade ederken gelecek nesiller için bugün harekete geçilmesi gerektiğini ifade ederek sözlerine son verdi.

KAPANIŞ- AGRO TV TURKİYE CEO’SU DOĞAN BAŞARAN

Kapanış konuşmasında tarım yayıncılığı meselesinin sürdürülebilirlik temeline dayandığını bir kez daha ifade eden Başaran gün içerisinde 450’den fazla katılımcının salonda dinleyici olarak yer almasının ne kadar odaklı ve doğru bir iş yaptıklarının kanıtı olduğunun altını çizdi. #COP29 Bakü için şimdiden COP28 çıktılarını dikkate alarak ve değerlendirmelere göre çalışmaya başladıklarını aktaran Başaran, gerek dijital platformlardaki yayınlarla gerekse de televizyon yayınları ve zirvelerle #COP29 Bakü için umudun taşıyıcısı olacaklarını sözlerine ekleyerek konuşmasına ve buluşmaya teşekkürlerle son verdi.

bottom of page